Ergenlikte Arkadaşlık İlişkileri

Ergenlikte Arkadaşlık İlişkileri

Psikolog Sinem Gül Şahin, ergenlik döneminin önemine dikkat çekmek ve sorulara yanıt vermek için TRT  ekranlarındaydı. Anne Çocuk programına konuk olan Sinem hanım, ergenlik döneminin genel özelliklerini, yaşanabilecek krizleri anlatıp bu dönemdeki arkadaş ilişkilerinin hassasiyetine değindi. Bu süreçte ebeveynlerin nasıl davranmaları gerektiği ve ergen ile doğru iletişim kurma yollarına dair anahtar noktaları belirten psikolog Sinem hanım, yaşanan çatışmalarla ilgili sorulara da açıklık getirdi.

Ergenlikte Arkadaşlık İlişkileri Bölüm 1

Ergenlikte Arkadaşlık İlişkileri Bölüm 2

Ergenlikte Arkadaşlık İlişkileri Bölüm 3

Uzman Psikolog Sinem Gül Şahin - Cuma, 15 Nisan 2011

İletişimde Beden Dili

İLETİŞİMDE BEDEN DİLİ

Bir şirket yöneticisi katıldığı bir toplantının ardından çıkışta iki kişinin konuşmasına istemeden kulak kesilir.
- Konferans veren konuşmacı ne güzel konuştu değil mi?
- Evet, adam mükemmeldi, üstündeki kıyafeti de çok yakışmıştı. Bir de diksiyonu, kelimeleri mükemmel kullanıyordu.
- Bence bu adam seni epey etkilemiş sanırım, peki neden bahsettiğini hatırlıyor musun?
- Şey, sanırım çoğunu unuttum galiba ama yine de güzel konuştu.

Yaşantımızın çoğunda buna benzer olaylar yaşamışızdır. Bir konuşmacının konuştukları, bir siyasetçinin kalabalıkları coşturan haykırışı, aklımızda neden bahsettiğinden daha çok yer etmiştir.
Etkili iletişimciler daha çok beden dilini kullanırlar. Beden dili, bir araştırmaya göre iletişimin %55’ini oluşturur. Beden dili, kendimizi tanıma ve iç dünyamızdan haberdar olma imkânı verir. Beden dili karşımızdaki insanı etkilememizi sağlar.

İletişimde bazı duygular beden diline kolaylıkla yansır.

  • Şaşırma durumunda gözler büyür, ağız açılır.
  • Mutluluk anında yüzde canlılık görülür.
  • Sinirlilik hali saldırıya dönüşecekse dişler görülür.
  • Tiksinme anında kendimizi bize o duyguyu yaratan şeyden uzaklaştırırız.
  • Korku anında vücut gerilir.
  • Üzüntü anında dudaklar kenetlenir, aşağı doğru sarkar. Kaşlar gerilir.
  • Kolların göğüsün önüne bağlanması, iletişime kapalılık ifadesidir.
  • Ellerin tokalaşması esnasında avuç dışı yukarı bakan daha üstün daha dominanttır.

Kim olursak olalım, hangi işi yaparsak yapalım, öncelikle iyi bir iletişimci olmamız gerekiyor. İngilizler; iyi bir konuşma kişinin kendi yüreğinden karşısındakinin yüreğine kurulan duygusal bir köprüdür” demişlerdir.

Beden dili iletişimin sözsüz olanıdır. Aristoteles “insanın içinde işleyen her şey, dışında ifadesini bulur” demiştir. İletişimde sözlerin etkisi %7, ses tonunun etkisi %38 iken, beden dili en büyük kısmını yani iletişimin %55’ini oluşturur.
Peki ya insanların yalan söyledikleri beden dilinden anlaşılır mı?  Tabi ki cevap evet.

Karşınızdaki insan,

  • Eliyle ağzını, parmaklarıyla dudaklarını kapatıyorsa,
  • Yüzünde terleme, kızarma olursa,
  • Gözlerini çok sık kırpıyorsa,
  • Bakışları sizden kaçırıyorsa,
  • Gözleri ovuşturuyorsa,
  • Boynun arkasını kaşıyorsa,
  • Söz ile davranış birbirinden çelişiyorsa,
  • Kravatı çözme gibi, yakasını açmaya benzer hareketler yapıyorsa,
  • Fiziksel yakınlıktan uzaklaşıyorsa, bilin ki bu insan yalan söylemektedir.

Beden dili hakkında aslında çok şeyler söylenebilir. Bahsettiklerimiz sadece beden dilinin çok küçük bir kısmıdır. Eğer ki insanları etkilemek, onlar üzerinde daha kalıcı olmak sizin için önemliyse artık ne söylediğinizden daha çok nasıl söylediğinize dikkat edin.

Psikolojik Danışman ve Rehber Vahap Yaman - Perşembe, 3 Mart 2011

Hafızayı güçlendirmenin yolları

Neden unutkanlık yaşıyoruz diye merak ediyor musunuz?

kadin_unutuyorYeditepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Başhekim Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, cep telefonu, internet, televizyon gibi uyaranlar yüzünden insanların hiçbir şeye tam olarak konsantre olamadıklarını ifade ederek, ''Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, kitap okumak, müzikle uğraşmak, bulmaca çözmek hafızayı güçlendirir'' dedi.
Prof. Dr. Bingöl yaptığı yazılı açıklamada, para hesabını karıştırmanın unutkanlık hastalığının belirtisi olabileceğine dikkat çekerek, kendileri için çok önemli olan telefon numaralarının unutulmaya başlanmasının da önemli bir gösterge olduğunu vurguladı.
Bu tür belirtilerin farkına varılması halinde kişinin öncelikle bir nörologa gitmesinin daha doğru olduğunu kaydeden Bingöl, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

''Önemli olan, unutkanlığın tedavi edilebilir bir hastalık sonucu olup olmadığının tanısını yapmaktır. Bunun için bazı testler, sorgulamalar, kan incelemeleri yapıyoruz. Son zamanlarda çok sık gördüğümüz B12 eksiklikleri, tiroit hastalıkları da unutkanlığa yol açabiliyor. Bunama hastalıkları ya da demansı olan hastalarda ilaç tedavileri ile hastaların yaşam kalitesini daha iyi hale getiriyoruz. Hastalığın sürecini çok değiştiremesek de hasta ve yakınları açısından daha iyi bir yaşam standardının oluşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunama hastalığının kesin bir tedavisi yok.''

GENÇ YAŞTA UNUTKANLIK PSİKİYATRİK HASTALIK BELİRTİSİ OLABİLİR
Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Atalay da unutkanlığın, çoğu kez depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikiyatrik bazı hastalıklara eşlik ettiğini bildirdi.
Travma geçiren birinde görülen unutkanlığı psikolojik olarak yorumlamanın doğru olmadığını belirten Atalay, unutkanlık hikayesi olan kişilerin depresyon gibi birçok açıdan araştırılması gerektiğini vurguladı.

RUHSAL NEDENLERDEN KAYNAKLANAN UNUTKANLIK
Psikolojik nedenlerden kaynaklanan unutkanlığın giderilmesi için psikolojik tedaviler uygulanması gerektiğini belirten Atalay, açıklamasında şunları kaydetti:
''Ancak kullanılan ilaçlar da unutkanlıklara yol açabilir. Örneğin kişinin unutkanlığı yok ama depresyonu varsa kullandığı antidepresan küçük unutkanlıklar yapabilir, onu bir hastalık olarak görmemek gerekir. Bir süre sonra yoluna girer ve kalıcı bir soruna yol açmaz. Unutmak aynı zamanda bir psikolojik korunma yöntemidir. Çok ciddi travmalarda, sürekli o travmayı yaşamak, zihinsel olarak başa çıkamayacağımız bir şeydir. O yüzden onu unuturuz. Ama unutarak kalmamız da iyi bir şey değildir, onu mutlaka uygun bir şekilde hatırlamamız, yüzleşmemiz ve çözümlememiz gerekir.''

 

Kaynak HaberTurk

admin - Cumartesi, 18 Temmuz 2009

Spor okul stresine karşı iyi geliyor

cocuk futbolSpor okul stresine karşı iyi geliyor. Velilerin katıldığı bir ankete üçte ikisi bu tezi doğruladılar. Alman psikolog Frank Meiners spor ya da hareket yaparak adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının azalması olumlu etki yapıyor diye açıkladı. Her şeyden önce çocuklar enerji bırakarak rahatlıyorlar ve yeni fikirler üretmek için beğinleri sağlıklı çalışıyor.
Ankete göre birçok öğrenciler için spor ruhsal dengeyi sağlar gibi görünüyor çünkü spor yapan çocukların 61% okul stresi yaşadı ya da hiç yaşamadı ama fazla spor yapmayan çocuklar devamlı ya da ağır şekilde okul stresi yaşıyorlar. Berlin ‘deki Forsa pazar araştırma şirketi tarafından yapılan ankete 1000 veliler ve 6 ila 14 yaş arası okul çocukları katıldı.

 Dengeli Yaşam Network

Pedagog ve Psikolojik Danışman Dilara Tunç - Perşembe, 2 Temmuz 2009

Vajinismus

Vajinismus nedenleri

mutsuz ciftCinsel ilişkiye girememe veya korkma durumuna vajinismus denir Vajinismus, tedavi edilmediği sürece daha da rahatsızlık verir.

Vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve sonuçta birleşmenin mümkün olamaması veya ağrılı olmasıdır. Bazen tüm vücutta kasılma, bulantı, kusma, ağlama ve bayılma nöbetler de eşlik edebilir. Vajinismus sadece cinsel birleşme esnasında değil jinekolojik muayenelerde de problem yaratır.

  • Korku
  • Yetersiz cinsel eğitim
  • Geçmişte yaşanan olumsuz cinsel imgeler, deneyimler (ensest, taciz, tecavüz vs.)
  • Katı ve gelenekçi eğitim
  • Güven eksikliği, yetersizlik duygusu
  • Negatif cinsel şartlanma
  • Zor doğumlar, travmatik jinekolojik muayene
  • Doğumsal vajina anomalileri
  • Enfeksiyonlar
  • Endometriozis gibi hastalıklar
  • Erkekte cinsel fonksiyon bozuklukları

Toplumda vajinismus sıklığı %2 gibi. Vajinismus zaman içinde bir cinsel problem türünden öte bir aile problemine dönüşmektedir. Kişiler kendini değersiz hissetmekte ve içlerine çekilmektedir. Ebeveynlerin torun baskısı da problemi derinleştirmektedir. Ülkemizde vajinismus hala tedavi edilebilir bir sorun olarak görülmemekte. Hala tedavi amacı ile hacı hoca gibi yollarla soruna çözüm bulmaya çalışmaktadırlar. Vajinismus kadın ve erkeğin ortak sorunudur. Cinsel ilişkinin sağlıklı devam etmesi için her iki çiftinde tedavi sürecine katkıları gerekmektedir. Çiftlerin yarısında erkek eşine anlayışla yaklaşmakta, şefkatle eşini koruma altına almaktadır. Bu paylaşım ve anlayış bazen tedavinin ötelenmesi yol açmaktadır.

Yaklaşık %25 bu probleme olumsuz yaklaşmakta, zorlama veya şiddet uygulamaya kadar varan davranışlar sergilemektedirler. Bu süreçte çiftler etraflıca değerlendirilmeli, altta yatan sebep ve kişiye uygun tedavi yöntemleri ile devam edilmeli vajinismus sorunu çözüldükten sonrada çiftlerin sağlıklı ve doyurucu bir cinsel yaşama kavuşturulmaları teşvik edilmelidir. Çeşitli tedavi yöntemleri olmakla birlikte davranışçı terapi en kabul gören ve kanıta dayalı olan yöntemdir. Bu süreç nefes ve gevşeme egzersizleri, kegel egzersizleri gibi vajina kaslarını kontrol etmeyi sağlayan egzersizler, parmak egzersizleri ile devam etmektedir. Tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kırılma noktalarında çiftlerin tedaviye devamlarını sağlamaktır. Her başarısız tedavi süreci çiftlerin kendine güvenini daha da sarsacak ve başarısızlık hissini perçinleyecektir.

Çiftlerin çoğunun çocuk isteği ile jinekologlara başvurduğunu düşünürsek bu durumda kızlık zarının alınması, anestezi altında cinsel ilişkiye girme gibi tedaviye yardımcı olmayan bazen de tedaviyi olumsuz etkileyen yöntemlerden kaçınmak en önemli yaklaşımdır. Yine hastaları aşırı beklentiye sokan tek seansta tedavi vaatlerinden de kaçınmak gerekir.
 


Kaynak Takvim

admin - Perşembe, 2 Temmuz 2009
Sonraki Sayfa »




Sitenin içeriğin telif hakkı psikolojikdanisman.info'ya aittir ve Kreatif Proje tarafından korunmaktadır. Yazılar kaynak gösterilerek kullanılabilinir.